
Zamanımızın gerçek bireyleri, kitle kültürünün kof, şişkin kişilikleri değil, ele geçmemek ve ezilmemek için dikilirken acının ve alçalışın cehennemlerinden geçmiş fedailerdir
-Max Horkhaimer
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Siyah Ahitler IV: Yalnızlık ve Yeni Üzerine

25 Nisan 2012 Çarşamba
Çöplükten Kaçışın Kısa Hikayesi (5.Mektup)
Hakkımızda başından beri söylenen her şey yalandı. Sizi sizden uzaklaştırmak istediğimiz söylendi çünkü onların gözünde biz bizden uzaktık. Oysa amacımız, kimliklerimizden uzaklaşmak değil geri dönmekti. Tanımların, kalıpların olmadığı o günlere geri dönmek için ileriye, daha ileriye gitmemiz gerekiyordu. Çünkü geçmişimizin temizliği, duruluğu bizim onu bulmamızda saklıydı.
Zamanın bize iyi şeyler getireceğini vaad ettiler. Bilgiyi, gelişimi ve devrimi getireceğinden bahsettiler. Oysa onların kontrolünde zaman bize gereksiz kalıplar, boş tanımlar dışında birşey getirmedi. Zamanın bizi yıldızlarda gezdireceğini söylediler. Oysa onların kontrolünde zaman bizi bir çöplük yığınına getirdi.
Gözlerimizi açtığımızda kendimizi bir çöplükte bulduk. Kelimelerden oluşturulmuş devasa bir çöplüktü. İlk adımlarımızı attığımızda, konuşmayı öğrendiğimizde bize bir yaldız boyası verildi. Görevimiz bu çöp yığınından bazılarını ayıklayıp boyamak ve onlara tapınmaktı. Beğenmediğimiz çöpleri bir kenara atıp, beğendiklerimizi boyamaya başladık. Bazı çöpler ötekinden daha güzeldi. Evet, yaptığımız ahlâk dışıydı belki ama hiçbirşeydi çünkü bu çöplük, boyalı kelimeler için öldürenlerin akıttığı kanla temizleniyordu.
Bizi çağıran ses bize aitti. Onu bu çöp yığınında aradık oysa o çok uzaktan sesleniyordu. Ufkun ötesinden, renklerin bittiği yerden ve boşluktan sesleniyordu. Birşeyler yaratabilmemiz için boşluğa gitmemiz gerekliydi çünkü kalabalık zaten yaratılmış ve bozulmuştu.
Biz gittiğimizde size hakkımızda kötü şeyler söylediler. Siz de inandınız. Çünkü elinizdeki yaldız boyasına kendinizi o kadar kaptırmıştınız ki, bir çöplükte yaşadığınızı unuttunuz. Oysa biz sizi değiştiremezdik. Sadece kendinizi bulmanız için boşluğa davet edebilirdik.
Zamanın bize getireceği şeyler hiçbir zaman olmadı. Bizim zamanda yolculuk edip bulmamız gerekiyordu. Kimse bize birşey getirmedi ve getirmeyecek. Biz bunun farkındayız.
Şimdi bize öncekinden daha yakınız. Çabalarımız, kendimizi bulmamız içindir. Üstümüze sinen çöp kokusundan arındıkça kendimizi bulacağız ve boşluğa gittikçe yaratacak, karanlığa gittikçe parlayacağız.
Yıkanın ve yaldız boyasından, çöp kokusundan temizlenin. Tanımlardan kurtulun. Yaşamın tek amacı kendini bulmaktır.
"Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrimi satın alamazsınız, yapamazsınız, devrim olabilirsiniz ancak!"
Ursula K. Le Guin - Mülksüzler
23 Mart 2012 Cuma
4.Mektup (Kısa Geri Dönüş ve Elveda)
Birkaç yıl sonrasından gelip kendimizi şimdiki zamanda ziyaret ettiğimizde, anlattığımız tek şey hiçlikti. Çünkü bilmiyorduk ve belirsizdik. Birkaç yıl sonrasına gittiğimizde bir şeklimiz, sözcüklerimiz ve bilgilerimiz yoktu. Çünkü biz yoktuk. Düzen çoktan kendini bitirmiş ve her şey yerle bir olmuştu. Büyük bir patlamanın ateşinde yanmak dışında bildiğimiz hiçbirşey yoktu. Kaybolmuştuk.
Küçük ziyaretimizden sonra öğrendiğimiz ilk şey, yapmamız gerektiğiydi. Geleceği inşa edecektik. Küllerden, tozlardan ve kemiklerden bir gökdelen yapacaktık. Ancak yaptığımız, bir harabeyi cilalamak dışında birşey olmadı. Harabemizin görkemli görünümünü dışarıdan kimse göremiyordu. Ama içine girseydiniz... Ne muhteşemdi. Yedi denizin şarkıları çalıyor ve yıldızlar dans ediyordu. Böyle yaptık çünkü ne zaman başkasının fildişi kulesine girsek midemiz bulanıyordu. Bir görseydiniz... Ne kadar berbatlardı. Çünkü onlar yoktu. Sadece fildişi boyası vardı.
Bizi anlamaya çalışmayın. Anlayamayacaksınız. Sizden bunu beklemiyoruz. Bu sözcük, sözlüğümüzden silindi ve bu anlam zihnimizden sonsuza dek yok oldu. Yüzyıllardır yaşadığınız boyalı küçük kutunun, yapışkan yıldızlarından biri kafanıza düşmediği sürece bizi anlamayacaksınız. Size gösterilen çizgilerde kanat takıp yürüdüğünüz sürece bizi anlamayacaksınız. Işığın yanmadığı yere gitmelisiniz. Yaşadığınız dünyanın mide bulandırıcı manzarası en güzel oradan görünüyor. Kendinizle ve bizimle ilgili bilmeniz gereken her şey orada mevcut.
Onlara böyle seslendiğimizde bizi duymadılar. Ancak sesimiz hâlâ Ay'ın karanlık yüzünde yankılanıyor. Elbette duyacaklar. Belki de büyümeleri ancak ihtiyarlıklarına denk gelecek, ama herkes çizgilerin dışına çıkmak zorundadır.
Bu, gecikmiş bir vedanın mektubudur. Giden biz değiliz. Sadece bedenlerinizi yanınıza alıp kişiliklerinizi terk ederek en büyük vedayı siz ettiniz. Elveda deyin.
.
3 Mart 2012 Cumartesi
Sizin Sonunuza ve Başlangıcınıza Doğru (3.Mektup)
26 Şubat 2012 Pazar
Başlangıç ve Kaçış (2.Mektup)
Toplasın acı meyvesini nedametin
24 Şubat 2012 Cuma
Farkındalığın İlk Günü (1.Mektup)
Kendimden çok fazla yaşamaktayım
Nereye bağlanacak bu işin sonu
Aslında ben kimim meraktayım