Zamanımızın gerçek bireyleri, kitle kültürünün kof, şişkin kişilikleri değil, ele geçmemek ve ezilmemek için dikilirken acının ve alçalışın cehennemlerinden geçmiş fedailerdir

-Max Horkhaimer

22 Şubat 2012 Çarşamba

Bir okul müdürüne mektup


Yaratıcı fikirlere sahip olan bir müdüre kısa bir mektup yazacağım. Muhtemelen okumayacak. Anladığım kadarıyla rotten.com gibi sitelere girmekten buraya vakit harcayabilecek birisi değil. Olsun ben yine de yazacağım.
Sevgili müdür;

Bazı şeyleri yanlış anlamışsınız müdür bey. İnsanların masallarda ve Yeşilçam filmlerinde, Kaptan Amerika formundaki çizgi romanlarda olduğu gibi kesin iyi ve kesin kötü olmadığını, insanları kötü şeyler yapmaya yönelten birşeylerin olduğunu anlamamışsınız. Çok fazla film izliyorsunuz. Ya da izlediğiniz filmlerden çok etkileniyorsunuz. Bilmiyorum. Ama vardığım tek sonuç kafayı yemişsiniz.
Aslında her şeyin temelinde sizin sevgili egonuz yatıyor sayın müdür. Evet. Sizin bulunduğunuz seçkin insanlar grubu, sizin "Ben"den başlayarak yayılan mükemmelik halkalarının oluşturduğu hayali bir gruptan başkası değil.
Aslında onlar da umrunuzda değil. Çünkü siz mükemmelsiniz.
Size göre gen haritası alınması gereken ve daha yürümeden yok edilmesi gereken çocuklar da sizin mükemmel olmanız için yarattığınız "öteki"lerden başkası değil. Tabi, sizin harika olabilmeniz için bir berbat, kahraman olabilmeniz için bir anti-kahraman, Mesih olabilmeniz için bir deccal olması gerekir. Sizin doğuştan harika olmanız için onların doğuştan berbat olması gerekir.
Tabi bunu belirtemezsiniz. Çünkü etrafta "Ben mükemmelim" diye dolaşırsanız, gülerler. Dalga geçerler. Ciddiye almazlar.
Siz de yarattığınız ötekiyi ve mücadele yöntemlerini insanlara anlatıp, çaktırmadan kendi
grubunuzun, kendi görüş topluluğunuzun ve dolaylı yoldan kendinizin mükemmelliğini anlatmak istediniz. Yalnız her şeyi batırdınız.
Öncelikle bir eğitimci olarak gerçeklerden ne kadar uzak olduğunuzu gösterdiniz. Sayısız cahil eğitimci tanıdım ama hiç biri sizin kadar uçmamıştı.
İnsanları suça iten eğitimsizlik ve fakirliktir. Bunu bilmeniz lâzımdı. İnsanları hırsızlığa iten ise -eğer psikolojik bir rahatsızlık olan çalma hastalığı yoksa- fakirliktir.
İnsan, genlerinde olduğu için suç işlemez. Öyle yetiştirildiği için, kötü bir çevrede yetiştiği için işler.
Örneğin, ailesinden şiddet gören çocuklar başkalarına şiddet uygular. Baskı altında olan çocuklar başkalarına baskı uygular. Ailelerin çocuklarına uyguladığı şiddetin ve baskının onları suça yöneltmesinden bahsetmeyip, sosyal yardımlaşmadan yararlanmalarından bahsetmeniz de açıkçası tuhafıma gitti.

Acaba insanların emeğini çalıp zengin olan, ölümlerine sebep olan fabrika yöneticilerinin, tersane yöneticilerinin gen haritasını çıkarmayı hiç düşündünüz mü? Ya da insanların köylerini yakan, evlerinden atan, aç bırakan ve suça iten insanların gen haritasını çıkarıp daha yürümeden yok etmeyi düşündünüz mü?

Yemez değil mi?

Neyse sayın müdür bey, size bir adet pakmaya hediye ederek mektubumu bitiriyorum. Bol bol mayalanıp tatmin olmanız dileğiyle. Gen haritanız daima vatana millete hayırlı olsun.

Sevgilerimle
Bir tinerci...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder